Yazı Detayı
18 Kasım 2019 - Pazartesi 08:15
 
DARBELER VE KARABELA
Mustafa Coşkun
ekogaphaber@hotmail.com
 
 

Son yüzyılımız adeta darbeler yüzyılıdır. Nedense tüm darbeciler “darbeyi demokrasi ve devleti korumak adına yaptıklarını” açıklamıştır. Gel gör ki tüm darbelerde en çok demokrasi, milli irade ve devlet zarar görmüştür.


1950 seçimlerini kazanarak tek başına iktidara gelen DP, Celal Bayar cumhurbaşkanlığında ve Adnan Menderes başbakanlığında Türkiye’yi 10 yıl yönetti. 1950, 1954 ve 1957 seçimlerini kazanarak ülkeyi tek başına yöneten DP iktidarı maalesef Türkiye’deki “ilk darbeyle” son buldu. 27 Mayıs 1960 darbesi sonucunda halkın seçtiği 1 başbakan ve 2 bakan idam edildi.


Türkiye’nin en demokratik anayasası olan 1960 Anayasası yürürlüğe girse de 12 Mart 1971 Muhtırası ile demokrasi kırpıldı. Partiler kapatılmasa da meclis lağv edilmese de bu bir darbeydi. Darbeciler Halkın seçtiği Süleyman Demirel'in AP hükümetini düşürdüler.


Özellikle 1975’lerden sonra 1980 darbesine kadar Türkiye’de kontrollü sağ sol çatışmalarında on binlerce fidanımızı toprağa verdik. Sağcılık ve solculuk adına her gün onlarca gencimiz öldürülürken 12 Eylül 1980 Darbesi olunca birden ölümlerin önü kesilmişti. Neredeyse kimse birbirini artık öldürmüyordu. Bu durum darbe öncesi sağ sol çatışmalarının “darbeye giden yolun adeta bir tezgâhı” olduğunu gösteriyor.


12 Eylül 1980 Darbesini halk siyah beyaz televizyonlarında ve radyolarında Kenan EVREN’nin bildirisiyle öğrenmişti. Anayasa rafa kaldırılmış, gazete ve dergiler kapatılmış, siyasi liderler gözaltına alınmış, birçok parti dernek STK kapatılmış, özgürlükler ve anayasa rafa kaldırılmıştı.


12 Eylül darbesi Türkiye demokrasisi üzerinden adeta bir silindir gibi geçmiştir. Tabi ki bu silindir Adıyaman üzerinden de geçmiştir. Adıyaman’da 12 Eylül darbesi demek KARA BELA demektir.  Bu ismi orta yaş üzerindeki herkes bilir. Çünkü Kara Bela’nın Pirin Palas’ta Adıyaman’a yaşattıkları gayr-i insani ve illegal uygulamalar halkın hafızasında derin izler bırakmıştır. 
Köy meydanlarında halkı toplayıp sıra dayağından geçiren, özellikle alevi köylerinde insanların bıyıklarını kestirip kendilerine yedirten… İşkencenin bin türlüsünü gariban halka reva gören bu zalim Kara Bela’nın birkaç yıl sonra ölüm haberi geldiği gün ise Adıyaman’da halk yüzlerce kurban kesmiştir.


Peki, bu son darbe miydi?


- Hayır. 


28 Şubat, 27 Nisan, 15 Temmuz girişimleri malumunuzdur.


Peki, bu darbeler biter mi? 


El cevap: Bu şartlarda çok zor...


Çünkü Türkiye hala darbecilerin hazırladığı Anayasa ile yönetilmektedir. Hala 12 Eylül darbecilerinin hazırladığı “liderler üzerinden halkın iradesini yönetmek için hazırlanan” siyasi partiler kanunu ile Türkiye’de siyaset yapılmaktadır. 


Peki, yeni darbelerin önüne geçmek için ne yapmalı?


Tüm darbeciler hukukun önünde en ağır şekilde bedel ödemedikçe (tarih şahittir; maalesef genelde darbecilerin yaptığı yanına kar kalmıştır), darbelere giden yolu açan şartlar ortadan kaldırılmadıkça ve evrensel demokratik değerler çerçevesinde herkesi adil bir şekilde kucaklayan anayasa / kanunlar yapılmadıkça her zaman darbe olasılığı vardır. Bu anlamda TBMM’ye ve hükümete ciddi sorumluluk düşüyor.


En önemlisi darbelerin demokrasiye nasıl darbe vurduğunu mutlaka yeni nesillere aktarmalıyız. Çünkü yeni nesil darbecilerin yaptıklarından bihaberdir. Sınıfta bizzat öğretmen adaylarına darbeleri soruyorum. Maalesef gençlerin darbelerle ilgili bilgisi yok. 


Tüm darbe ve darbecilerin kötü olduğunu yeni nesile aktarmalıyız.  Darbecilerin; milli iradeye, özgürlüklere, demokrasiye ve adalete verdikleri zararı anlatılmalı ve gençleri bilinçlendirmeliyiz.  Hatta demokrasi müzeleri ve animasyon merkezleri kurulmalıdır. 


Birde darbe ve darbe izlerini silmeliyiz. Adıyaman’da meşhur Harhar’da 12 Eylül İlkokulu vardı. Çok güzel bir hamleyle yakın zamanda o okulun ismi değiştirildi. Bu yeter mi? Yetmez.

 
Bu anlamda Adıyaman Belediye Başkanı Sayın Süleyman KILINÇ’tan iki istirhamım var:


Malatya Yolunun (Harhar Yolu) adını “Demokrasi Caddesi” olmalıdır.


Adıyaman’da mutlaka “Pirin Palas İnsanlık Müzesi” açılmalıdır. Bu müzede darbeyle ilgili resim, sembol, afiş, araç, gereçleri sergilenmelidir. Bu müzeye tüm öğrenciler gezmeye götürülmeli ve çocuklar darbelere karşı bilinçlendirilmelidir.


Güzelim ülkemde hiç darbenin olmadığı, demokrasinin tam egemen olduğu, herkesin eşit ve özgür olduğu daha güzel bir gelecek temennisiyle…   

 
Etiketler: DARBELER, VE, KARABELA, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı