Yazı Detayı
11 Kasım 2019 - Pazartesi 11:21
 
‘KÂHTA’YA İNCE BİR SİTEM’
Ömer Çelebi
kahtases@hotmail.com
 
 

Akşama doğru bir telefon geldi.

 

Henüz Ankara’dan yeni rücû etmiş ve yorgunluk kahvesi içerken…

 

Telefonun ucunda Ziya abi…

 

Ziya Bozkurt… Kâhta’nın en dobra gazetecisi diye tanımladığım ve bana da yazma fırsatı sunan bir Kâhta yerlisi ve dertlisi…

 

Evet, çok dertli… Her muhabbetimiz Kâhta’nın sosyolojik, ekonomik ve kültürel sorununa değinir.

 

Derdini ondan bilirim.

 

Maç muhabbeti hatta ulusal meseleler ve yanı başımızda bütün dünyanın takip ettiği operasyonlara bile zaman ayırmayız.

 

Tek ve ortak noktamız bu şehri yani Kâhta’yı nasıl ihya edebilmek?

 

Evet, Ziya abinin bana fırsat verip yazmamın tek gerekçesi Kâhta’yı olabildiğince yüceltmektir.

 

İkimiz de yıllarca gurbet ellerde kaldık.

 

Sıla hasreti ve memleket özlemini ancak kalanlar bilir.

 

‘Siz niye bu kadar memleketinizi anlatıyorsunuz?’ diyen doğma-büyüme İstanbullu arkadaşlarımın beni anlamasını beklemiyorum.

 

Beklememe de…

 

Küçücük bir şehirde ne lezzeti görecekler sanki?

 

Onlar, beton yığınlarının arasına sıkışmış, saati bir yarış mekanizması haline getirmiş, estetikten yoksun, tarihten ve kültürden uzaklaşmış, robotik bir hayatla hayatlanıyor.

 

 Hani ‘günü kurtarmak’ diye bir tabir var ya, işte İstanbullular tabir-i caizse günü kurtarmak için yaşıyorlar.

 

Ancak asıl yakındığım ve ince bir sitemimin olduğu mesele de Kâhta’da yaşayanların beni anlamaması…

 

Ya beni anlamıyorlar ya da anlamak istemiyorlar.

 

Sanki farklı frekanslarda yaşıyoruz, farklı bir ruh halindeyiz.

 

Hâlbuki İstanbul’un o hareketli hayatıma nokta koymuş, dört yıldır buranın ihyası için mesai harcıyorum.

 

Kâhta’nın ihyası ve hak ettiği konuma çıkması için gayret ediyorum.

 

Ama çok yalnız kalıyorum.

 

Vazgeçecek miyim? Hayır, asla!

 

Bildiğim yolu kat etmeye devam edeceğim.

 

Nemrut Dağı’nın dünya kültür mirasında olduğu halde hakkıyla bilinmediğini her yerde dile getireceğim, engel olamazsınız.

 

Dünyanın en eski asma köprüsü Cendere’nin çevresinin turistik bir lokasyon olmadığını yazacağım, durduramazsınız.

 

Üç tarafının suyla kaplı olmasına rağmen Kâhta’nın bir damla suya hasret olduğunu, bu suyun bilakis 250 km ötede Kızıltepe’yi nasıl yemyeşile çevirdiğini her yerde anlatacağım, mani olamazsınız.

 

Kâhtalılar bana engel olsa da kültürel ve inanç turizmin kalbinde olmasına rağmen Kâhta’mızın şehirleşme yönünden terakki edemediğini, emsal şehirlere göre geride kaldığını haykıracağım, susturamazsınız.

 

Kâhtalı Mıçı gibi bir değerimizin göz göre göre kamuoyunun gözünden düşmemesi için durmadan yazacağım, kalemimi kıramazsınız.

 

Kâhta 02 Spor’un üst liglere tırmanması için futbolcularımızın formalarını ben taşıyacağım, kulübe maddi-manevi destek veren yönetim ve gönüldaşlarımızı her yerde anlatacağım, sakın bana yaklaşmayın.

 

Yalnız kalsam da, tek başıma hareket etsem de, ayağıma prangalar vurulsa da son dört yılımı harcadığım bu memleketi dillendireceğim. 

 

Burada kalacağım, evren bomba olup üzerime patlasa bile tahriklere gelmeyeceğim, bana her türlü imkânlar sunulsa da başka yerlere göç etmeyeceğim, emek ve mesaimi buraya harcayacağım

 

İnatla ve hırsla…

 

Bu arada Ziya Bozkurt’un beni neden aradığını söylemedim.

 

Uzun zamandır yazı kaleme almadığımı söyledi.

 

Doğru, almadım. Kâhta’ya ince bir sitemimden dolayı…

 

Bu yazı milat olsun.

 

Haydi Bismillah…

 
Etiketler: ‘KÂHTA’YA, İNCE, BİR, SİTEM’,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
18 Haziran 2019
‘EVET, ARTIK ÖZGÜRSÜN’
18 Nisan 2019
‘İSTANBUL’U KAYBETMEK’
09 Nisan 2019
‘ELEKTRİK YARDIMININ ENERJİ TASARRUFUNA ETKİSİ’
04 Nisan 2019
‘KÜRDLER VE TÜRK SİYASETİ’
28 Mart 2019
‘KÂHTA’DA KİM BAŞKAN OLMALI?’
23 Mart 2019
‘HELLO BROTHER - MERHABA KARDEŞ’
14 Mart 2019
‘KÂHTA’DA AYAKLI GAZETELER’
07 Mart 2019
‘MEHMET METİNER’
24 Şubat 2019
‘KÂHTA’DA ZİHNİYET DEVRİMİ’
18 Aralık 2018
‘Adıyaman’ın Aleyna Tilki ile imtihanı’
10 Aralık 2018
‘Eş Neçar’
14 Kasım 2018
‘Bir öğretmenin veli ile imtihanı’
03 Ekim 2018
‘‘Gereksizse söndür!’
24 Eylül 2018
‘Biz büyüdük ve kirlendi dünya’
14 Ağustos 2018
‘İsraf’
25 Temmuz 2018
‘Safiye İnci’den çıkarttığım dersler’
22 Temmuz 2018
‘Ekonomi sarmalında Türkiye’
25 Mayıs 2018
‘Ekonomiyi düzeltecek formül: İç barış’
09 Mayıs 2018
‘Umre’
20 Nisan 2018
‘Protokol savaşları başlıyor’
29 Mart 2018
‘Geçmişi aramak’
18 Mart 2018
‘Emine kirve’
14 Mart 2018
‘Asıl tehlike: Gençlik’
22 Şubat 2018
‘Taziyelerimiz siyasi propaganda yeri olmasın’
21 Ocak 2018
‘Afrin’de ırkçılığa dikkat!’
02 Ocak 2018
‘Gerger Zazaları’
25 Aralık 2017
‘Filistin meselesinde yapılan hatalar’
13 Aralık 2017
‘Mekke çok mu özgür?’
28 Kasım 2017
‘Kara Cuma değil, kanlı Cuma!’
21 Kasım 2017
‘Kâhta ve sınav merkezi’
16 Kasım 2017
‘Adıyaman bademi büyük rağbet görüyor’
25 Ekim 2017
‘Sözler Köşkü gençleri beni hayrette bıraktı’
05 Ekim 2017
‘Gurbetten Kâhta’ya bakmak’
30 Eylül 2017
‘Referandum meselesi, Kürtler, Türkler, her şey…’
05 Eylül 2017
‘Ömerler iş başına!’
01 Ağustos 2017
‘Kıyafetime karışma-Zulmün adı haşema’
23 Temmuz 2017
15 Temmuz’un öğrettikleri
09 Temmuz 2017
’30. Yılında Nemrut’
29 Haziran 2017
‘Tütün’
20 Haziran 2017
Beşir Derneği hayra vesile oluyor
12 Haziran 2017
İç barışı tesis etmek
09 Mayıs 2017
‘Gençlik çöküyor’
24 Nisan 2017
‘Rakamlarla Türkiye'nin bir günlük elektrik enerjisi’
12 Nisan 2017
‘Protokol savaşları’
10 Nisan 2017
‘Bir Bediüzzaman manifestosu: Zalimler için…’
30 Mart 2017
‘Acı bir soru: Bu şehre yabancı mısınız?’
25 Mart 2017
“Qılavin ve Qereçiler”
14 Mart 2017
‘Baki Serhat Kamış’
03 Mart 2017
‘Depremin hatırlattıkları’
27 Şubat 2017
‘Kâhta’da ruhî bir hastalık: Garaz’
16 Şubat 2017
‘Türkiye’nin tepesinde bir Kâhtalı: Ahmet Aydın’
03 Şubat 2017
‘Bu haftaki hutbenin muhatabı Rtük!’
30 Ocak 2017
‘Diyanetin bu haftaki Cuma hutbesinden yansımalar’
18 Ocak 2017
‘Enerji verimliliği’
03 Ocak 2017
‘Muhammed’in Allah’ına sığınmak’
17 Aralık 2016
“Tereddüt etmeyiniz: Başaramayacaklar!”
24 Kasım 2016
‘Siirt pek konuşulmadı’
16 Kasım 2016
‘Bir şehrin su ile imtihanı’
07 Kasım 2016
‘Kâhta sendromu: Su, so, su da, soda…’
07 Kasım 2016
‘Kâhta sendromu: Su, so, su da, soda…’
01 Kasım 2016
‘Kürt meselesi Osmanlı’nın yıkılışı ve yok edilişidir!’
10 Ekim 2016
“Bunlar dönmedir, dönme!”
05 Ekim 2016
Allah’ın dişleri!
24 Eylül 2016
“Şoförü şemsiye ile dürtmek!”
18 Eylül 2016
“Suriye’de çocuklar çocukça ölüyor”
31 Ağustos 2016
‘Değiştirin artık şu köprü adını’
17 Ağustos 2016
“BİR YİĞİT: NAZİF KAPLAN”
25 Temmuz 2016
Darbe girişiminin sonuçları
18 Temmuz 2016
“KÂHTA’DA DARBE OLUR MU?”
11 Temmuz 2016
Abdullah Yeğin Ağabeyin ardından
04 Temmuz 2016
“Ramazan’ı uğurlarken”
Haber Yazılımı