Yazı Detayı
18 Ağustos 2019 - Pazar 21:07
 
Mehmet Yavuz, Davası ve Partisi Bu Dünyanın Varoluş Gerçeğidir
Ziya Bozkurt
kahtases@hotmail.com
 
 

Takipçilerimiz bilirler; genelde yerel yazarım.

 

İstisnalar kaideyi bozmaz derler ya, zaman zaman genel yazlarım olmuştur.


Yaklaşık 4,5 aydan beri yazmıyordum.


Bu yazımda yakalandığı amansız hastalık sonucu yaklaşık 7-8 aydan beri Diyarbakır’da tedavi görürken Rahman-ı Rahim’e kavuşan ablamın oğlu HÜDA-PAR Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz’u anlatacağım.


Aslında onu dava arkadaşları, en güzel şekilde anlattılar ve anlatıyorlar.


Ancak vefatının ardından sosyal medyada bazı marjinal kesimlerin Mehmet Yavuz ile ilgili ahlaki olmayan yorumlarını ve değerlendirmelerini okuyunca yazmak zorunda kaldım.


Mehmet Yavuz’u kısaca anlattıktan sonra neden bu yazıyı kaleme aldığımı anlatacağım.


Mehmet Yavuz yeğenimdi, ablamın en büyük oğlu idi.


Mehmet Yavuz yeğenim olmasından öteye beni birçok konuda aydınlatan bir arkadaşım konumundaydı.


Birçok yanlışımı onunla düzelttim, birçok eksiğimi onunla tamamladım.


Mehmet Yavuz ile görüşlerimiz farklıydı.


Dayı -yeğen çok konuştuk, çok tartıştık.


Gerçekten Mehmet çok farklıydı.


Beşerî  ilişkileri oldukça güçlü olan biriydi.


Her kesimden insanlarla çok rahat diyalog içerisine girebiliyordu.


Tek amacı vardı, o da Allah’ın davasını kullara anlatmak.


Çok iyi bir hatipti ve ikna kabiliyeti oldukça fazlaydı.


Bir konuyu teorik olarak anlatırken pratikteki örnekleriyle tescillerdi.


Oldukça hoşgörülü bir insandı.


Dava arkadaşları mazur görsün, Mehmet Yavuz içki içilen bir masaya oturup, mezelerini paylaşacak kadar demokrattı.


Her türlü yayını okuduğundan her alanda bilgi sahibiydi.


Dışlamaz ve horlamazdı kimseyi.


Davasını yaşayan biriydi.


Davasını anlattığında düşüncelerini dikta etmez, tebliğ çerçevesinde anlatırdı.


Anlatırken de dinlerdi.


Evet, 45 yıllık ömrünün 30 yılını Allah’ın dinini tebliğle geçiren Mehmet Yavuz böyle bir insandı.


Vefatının ardından Türkiye’nin ve Dünya’nın dört bir tarafından insanların ortaya koymuş olduğu tutum Mehmet Yavuz’un nasıl bir konuma sahip olduğunun tezahürüdür.


Evet, şimdi neden bu yazıyı kaleme aldığımı anlatacağım.


Vefatının ardından sosyal medyada bazı marjinal kesimden insanların Mehmet Yavuz’u 90’lı yılların sonunda Türkiye’nin doğusunda ve batısında gündeme gelen failli meçhul olaylarla ilişkilendirip bunun üzerinden hiçte ahlaki olmayan yorum ve değerlendirmelerine tanık oldum.


Mehmet Yavuz’un illegal yapılanmalarla hiçbir zaman ilişkisi olmamıştır.


Bir dönem devleti ele geçirmiş ceberut bir anlayış ile bugün adına FETÖ denilen, o dönemde ise adı (F) tipi yapılanma olan bir oluşumla birlik olup İslami kesime kan kusturduğu süreçte Konya’da öğrenci olan Mehmet Yavuz’un bir camide küçük yaştaki çocuklara Kur’an-ı Kerim öğretmeye çalışması cezaevine giriş sebebiydi.


Mehmet Yavuz o dönemde bu suçlama ile tutuklandı ve 7 yıl Ceza aldı.


Avukatının Yargıtay’a davanın yeniden görülmesi talebi başvurusunun ardından dava yeniden görüldü ve Yavuz 1,5 sene cezaevinde yattıktan sonra serbest bırakıldı.


Ben burada bu konu ile ilgili anımı paylaşmak isterim.


Yavuz’un suçsuz olduğunu ve bu cezayı hak etmediğine inanıyordum. O gün Yavuz’un serbest kalması için karınca kararınca gücümün dahilinde girişimde bulundum.


Mehmet Yavuz’un durumunu yetkili makamlardan birine sahip bir dostuma anlattım. Bana, Mehmet Yavuz’un herhangi bir cinayet olayı ile ilgisinin olup olmadığını ısrarla sordu. Varsa veya yoksa dürüstçe anlatmamı istedi. Bende, “Eğer ki yeğenimin suçu var ise bu da ceberut anlayışın Kur’an Kursları’nı kapattığı bir dönemde camide çocuklara Kur’an-ı Kerim dersini vermiş olmasıdır. İllegal bir faaliyeti asla olmamıştır” dedim. Bana döndü ve “Sana inanıyorum ve güveniyorum” dedi. 


Buradan Yavuz ile ilgili ahlaki olmayan yorum ve değerlendirmelerde bulunanlara şunu söylemek istiyorum;


Sistem tarafından marjinal olarak gösterilen her düşünce zamanla sistemin değişik sindirme uygulamalarına maruz kalmıştır.


Sözüm ona bu yorumlarda bulunan kişiler ise bundan en fazla muzdarip olan kesimler.


Gladyo ve kontra hücrelerin etkin olduğu, at izinin it izine karıştığı ve kimin elinin kimin cebinde olduğunun bilinmediği bir dönem üzerinden Mehmet Yavuz’u, düşüncesini ve Genel Başkanlığını yaptığı partiyi öcü göstermeye çalışmak kimseye bir şey kazandırmayacaktır.


Ayrıca hem Mehmet Yavuz’un hem de savunduğu davasının ümmi ve Kürdistan’ı bir duruş olduğunu bilmenizi isterim.


Yavuz, silaha ve her türlü şiddete karşı olan biriydi.


Kürt sorununun ancak ve ancak Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletlerinin bir araya gelip, kardeşlik hakkı ve hukuku çerçevesinde yapılacak bir mutabakat ile çözüleceğine inanan biriydi.


ABD’nin en büyük tehlike olduğuna hep dikkat çekmiş, Sykes-Picot Anlaşması’nı Türkiye’de ilk kez dile getiren kişi olarak emperyalizmin Arap Baharı olarak bilinen Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) projesi ile Ortadoğu İslam coğrafyasını bir yüz yıl daha yeniden dizayn etmeye çalıştığını hep dile getirmiştir.


Yine hükümetin Suriye politikasının yanlışlığını en yüksek perdeden dile getiren biriydi.


Bunun için Mehmet Yavuz’u Türkçüler, Kürtçüler, Emperyalistler, Siyonistler ve Mezhepçiler sevmezdi.


Mehmet Yavuz’u ve davasını eleştirenler dönüp aynaya baksınlar.


Kendi düşüncelerinin dışındaki düşünce, fikir ve yapılara tahammülü olmayanlar ve yaşam hakkı tanımayanlar bellidir.


Kimlerin emperyalizmin jandarmalığını yaptığı da ortada.


Karanlık bir dönem üzerinden Mehmet Yavuz ve dava arkadaşlarını vurmaya çalışmak emperyalizme hizmettir.


Mehmet Yavuz, kişiliği, ahlakı, insanlığı, donanımı, ümmi ve Kürdistan’ı duruşu ile her daim Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Zaza ve Arap halkları tarafından sahiplenilmiştir. Böyle olduğu vefatı ile bir kez daha ortaya koymuştur.


Mehmet Yavuz, davası ve partisi bu ülkenin gerçeğidir. 


Emperyalizmin Fetullah Gülen’ın krallığında Türkiye’de kurmak istediği Suudi benzeri bir yönetim sistemi projesi çökmüştür.


Bugün başka güçler üzerinden bu planını hayata geçirmeye çalışan ABD öncülüğündeki emperyalist ve siyonistlerin bu projesi de er geç çökecektir.


Kürtler arasındaki tefrika, emperyalizm tarafından konulmuş bir tefrikadır.


Hiçbir Kürt grubunun lehine değildir.


Kürtler arasındaki tefrika, Büyük İsrail Projesi’nin hayata geçirilmesine yöneliktir.


Emperyalizme ve siyonizme göre İslami bir Kürdistan, Büyük İsrail için büyük bir tehlikedir.


Ortadoğu İslam coğrafyasında huzur ve istikrar, farklıların bir zenginlik, bu zenginliğin bir bütün olacağı bir birliktelik ile oluşacaktır.


Ortadoğu İslam coğrafyasındaki Kürtler birleşmek zorundadır.


Mehmet Yavuz’un kısa süre Genel Başkanlığını, vefatından önce Genel Başkan Yardımcılığını yaptığı HÜDA-PAR Kürt sorununun çözümünde masanın önemli bir ayağıdır.


Kürt sorununu “bensiz çözemezsiniz” diyen emperyalizme inat Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletlerinin bir araya gelip, sorunu kardeşlik hak ve hukuku içersinde kesin çözüme kavuşturulmasını istemek tüm Kürt grupları için hayati bir önem arz etmektedir.


Böyle gerçekleştiği gün emperyalizm Ortadoğu coğrafyasından bir daha dönmemek üzere defolup gidecektir. 


Yavuz’un vefatı dolayısıyla, Kürdistan Bölgesi’ndeki Kürt grupları başta olmak üzere, Ortadoğu coğrafyasından, dünyanın birçok ülkesindeki İslami Hareketlerin yanı sıra cezaevinde yatan HDP eş başkanı  Selahattin Demirtaş’ın partiyi muhatap almadan da olsa Yavuz için ”Tüm halkımızın birlik, kardeşlik ruhuyla acıda ve sevinçte bir arada olması temennisiyle tüm kardeşlerime içten selam, sevgilerimi gönderiyorum.” şeklindeki mesajı, Kürtler arasındaki görüş farklılıkları bulunan gruplar için önemlidir.


Yavuz’un vefatının üzerinden farklı düşünce ve gruplar için ahlaki olmayan yorum ve değerlendirmelerde bulunmak kimseye bir şey kazandırmayacaktır.


Kabul edersiniz veya etmezsiniz, Mehmet Yavuz, davası ve Partisi bu dünyanın varoluş gerçeğidir


Evet, Mehmet Yavuz’u çok erken kaybettik.


Yaşaması için milyonlar aylarca gece gündüz demeden duada bulundu


Ancak milyonların sevgisi, duası Rabbinin sevgisi karşısında aciz kaldı.


Genç ölüm, temiz ölüm, güzel ölüm.

 

Ne mutlu sana


Selam ve dua ile

 
Etiketler: Mehmet, Yavuz,, Davası, ve, Partisi, Bu, Dünyanın, Varoluş, Gerçeğidir,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
20 Nisan 2019
Filler tepişti, çimler ezildi!
04 Nisan 2019
Yenilginin Faturası Kime Kesilecek?
13 Mart 2019
Siyaset Dilinin Eleştirisi
04 Mart 2019
2019 Seçimi ve Hırçınlaşan Metiner
20 Şubat 2019
DAĞ FARE Mİ DOĞURDU?
11 Kasım 2018
İşsizlik ve İstihdam Kâhta’nın En Önemli Sorunu
04 Kasım 2018
Kahta’da AK Parti’nin Seçim Maratonu Başladı
20 Ekim 2018
AK Parti, Kâhta’da Yerel Siyasetin Çivisini Çıkardı
19 Ağustos 2018
O Eski Kâhta’yı Özledim
08 Ağustos 2018
Adıyaman siyasetinde derin hesaplaşma
29 Temmuz 2018
Ne Kâhta ne de Kâhta halkı, artık eskisi gibi değil!
23 Temmuz 2018
Kâhta’nın bu kısır siyasetlere tahammülü yok artık!
21 Temmuz 2018
Öğretmenevi Pansiyon Konumundan Kurtarılmalı
08 Temmuz 2018
Soyadın “Taş, Kaya veya “Demir ” olmalıydı
06 Temmuz 2018
Siyasetin Çivisini Çıkardınız!
05 Temmuz 2018
AK Parti Yerel Seçim Öncesi Kelle Avında
29 Haziran 2018
Kendine saygısı olmayanın kimseye saygısı yoktur.
19 Haziran 2018
'Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az'
10 Haziran 2018
Adıyaman’da siyaset Derinden İşliyor
09 Mayıs 2018
AK Parti İnce Eleyip Sık Dokumalı!
27 Nisan 2018
“Ne Yapılması Gerekiyordu da Ahmet Aydın Yapmadı?”
20 Nisan 2018
Erken Seçim Kararı Sürpriz Olmadı!
08 Nisan 2018
Kâhta Siyasetinde Taşlar Yerine Oturmaya başladı!
28 Mart 2018
Öfkeye Yenilmemek
14 Mart 2018
2019 Seçimlerine Doğru
25 Şubat 2018
Kâhta’da yerel seçim hareketliliği başladı!
13 Şubat 2018
Kafalar Değişmedikçe ..!
30 Ocak 2018
Eskiden sendika ağaları vardı; şimdi de ‘Oda ağaları’ Var
13 Ocak 2018
“Gazeteci değil misin niye yazmıyorsun?”
08 Ocak 2018
“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz”
24 Aralık 2017
Sorunlarımız İstişare İle Birer Birer Çözülüyor
02 Aralık 2017
Hafiye misin Genel Başkan mısın?
09 Kasım 2017
“AK Parti değişimle daha da güçlenecek”
28 Ekim 2017
Her şeyden Önce Adam Olacaksın Adam!
18 Ekim 2017
Toprak, ‘şov’ yapamıyor mu?
01 Ekim 2017
Bilmeyen Yasa Teklifini Aydın Verdi Sanacak
05 Eylül 2017
Mezarında Rahat Uyu Koca Çınar
23 Temmuz 2017
Kaçak su kullanmak hırsızlıktır
25 Haziran 2017
Siyaset, halk için halka hizmet için yapılır
23 Haziran 2017
Teşekkür ve Tebrik Etmek Çok Zor Olmasa Gerek
21 Haziran 2017
Yanlış yapıyorsunuz beyler!
19 Haziran 2017
Kahta, Fakültesine 57 yıl sonra kavuştu
05 Haziran 2017
Adıyaman’ın Derin Siyasetinde “Soros+ Fetö ” Hücreleri!
25 Mayıs 2017
Eski Köye Yeni Adet Getirdiniz de Ne oldu?
23 Mayıs 2017
Müslümanlar işlerini istişâre ile yürütürler
04 Mayıs 2017
Sorunlar yüzleştikçe ve sahiplenildikçe çözülür
01 Mayıs 2017
Gönı Kere Nakeven!
21 Mart 2017
Evet’çileri anlamak (2)
21 Şubat 2017
HAYIR’cıları Anlamak - 1
08 Şubat 2017
Kazanan Türkiye Olsun
15 Ocak 2017
Gazetecilikte İslamın Evrensel Ahlak Kuralları
09 Ocak 2017
Gazeteciler Günü
25 Aralık 2016
Hastalık Saldılar Anadolu’nun Çiçek Bahçesine
14 Aralık 2016
Beyin Fırtınası (2)
05 Aralık 2016
Beyin Fırtınası (1)
22 Kasım 2016
Yaşadığımız Trafik Sorunu değil Zihinsel Sorun
30 Ekim 2016
Kirli Olan Beyinler ve Zihniyetlerdir
01 Ekim 2016
Siyasilerden çıt, rektörden tık yok
08 Temmuz 2016
Birilerine göre yapılan her hizmet “Rant” için yapılmıştır.
05 Temmuz 2016
Bu size son uyarımdır
25 Haziran 2016
En İyisi mi? Suskun Kalmak
19 Haziran 2016
“Kahta Sorunları ile yüzleşiyor”
04 Haziran 2016
Güzel ve yiğit insan: yolun ve bahtın açık olsun.
Haber Yazılımı